10 Kasım 2017 tarihinde yayınlanan “Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği” ile getirilen yeni düzenlemeler, rehberlik hizmetlerinin sağlıklı işleyişini zorlaştıracağı ve rehberlik hizmetlerinin niteliğini olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle bir araya gelen şube komisyonumuz yapmış olduğu toplantı ile yaşanılan sorunları raporlaştırmış ve yönetmeliğin bir an önce geri çekilmesini talep etmişlerdir.
Şube Örgütlenme ve TİS Sekreterimiz, aynı zamanda kendisi de bir Rehber Öğretmen olan Turabi AĞLAMAZ’ ın konuya ilişkin kaleme almış olduğu yazısı ve sendikamızın görüşleri kamuoyu ile paylaşılmıştır.
“Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmeni” Meslektaşlarımızın ve ”Psikolojik Danışma” Hakkı İhlal Edilen Öğrencilerimizin Sesine Ses Olmaya Devam Edeceğiz!!!
Uzun süredir tartışmaları devam eden Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanarak 10 Kasım 2017 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır.
Yayınlanır yayınlanmaz eğitim emekçilerinin hedefi haline gelen ve büyük tepki çeken “Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği” kapsamında sadece eğitim sisteminde değil, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından da sonuçları yıkıcı olacak bir dizi düzenleme gerçekleştirilmiştir.
Eğitim Sen olarak, söz konusu hukuksuzluğun önlenmesi ve getirilen hükümlerin yaratacağı tahribatı engellemek amacıyla bu yönetmeliği 14/11/2017 tarihi itibariyle yargıya taşıdık. Bununla birlikte sendika şubemiz bünyesinde oluşturulan rehber öğretmenler komisyonu bu yönetmeliği değerlendirerek, görüş ve değerlendirmeleri içeren bir rapor hazırlamışlardır. Bu raporu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Yönetmelikle “Rehberlik ve Psikolojik Danışma” hizmetleri ‘Rehberlik’ hizmetleriyle sınırlandırılmış, psikolojik danışman unvanları ellerinden alınmıştır. “Rehber Öğretmen” tanımında hiçbir nitelik ve kriter tanımlanmadığı gibi MEB, 1739 sayılı yasa ile Talim Terbiye Kurulu kararlarına aykırı biçimde, tamamıyla hukuksuz, keyfi ve siyasi saiklerle getirdiği düzenlemeyle, lisans eğitimi almamış, öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarından mezun olmamış ve pedagojik formasyona sahip olmayan kişilerin ‘Rehberlik öğretmeni’ olarak atanmasının yolunu açmıştır.
Yönetmelik baştan sonra çağdaş ve bilimsel temellerden uzaklaştırılarak rehberliğin evrensel etik ve ilkeleri tamamen yok sayarak, öğrencilerle rehber öğretmenlerin iletişim ve etkileşimini sınırlandıracak, psikolojik danışma sürecini bozacak uygulamalara neden olmaktadır.
Yeni yönetmelik, her düzeydeki eğitim kurumunda eğitimine devam eden öğrencilerin psikolojik danışma hizmeti alamaması sonucunu doğuracaktır. Eski yönetmeliğin aksine, psikolojik danışmaya ilişkin kuralların tamamının yeni yönetmelikle birlikte yürürlükten kaldırılmasını başka biçimde açıklamaya olanak yoktur. Taciz, istismar gibi önemli sorunların tespiti ve önlenmesinde ”Rehberlik ve Psikolojik Danışma” öğretmenleri önemli bir rol üstlenmekte, öğrencilere psikolojik danışman olarak destek sunmakta, yaşananları raporlamakta, bu suçlara karışanların tespiti ve cezalandırılmasında girişimde bulunmaktadır. Yönetmelik ile yaşanan bu suçların/sorunların önlenmesi ve ortaya çıkarılması konusunda ciddi sorunlar yaşanacağına şüphemiz yoktur. Yasa ve yönetmeliklerin en son amacı kamu yararının gerçekleştirilmesidir. Hazırlanan yönetmelik kamu yararının gerçekleştirilmesine aykırı bir düzenlemedir.
Ayrıca yönetmelik hazırlanırken, ülkede yaşanan ihmal ve istismar vakaları, yurtlarda yaşanan yangın vakaları, intiharlar ve daha birçok faciadan ders çıkarılmadığı da görülmektedir. Yaşanan bu skandallar sonrasında rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmenlerinin özveriyle yürüttüğü çalışmalar MEB tarafından görmezden gelinmiştir. Ancak MEB, imzaladığı protokollerde olduğu gibi bu skandalların aktörlerini eğitim sisteminin içine çekecek düzenlemeler getirmekten geri durmamıştır. Getirilen yönetmelikle, nasıl belirleneceği belirli olmayan ve yalnızca adının geçmesiyle bile kamuoyunda ciddi rahatsızlıklara yol açabilecek “sivil toplum kuruluşlarının” ‘Rehberlik hizmetleri il danışma komisyonu’ gibi önemli bir organda yer alabilmesinin önü açılmıştır
Bu yönetmelik rehberlik hizmeti adı altında okullara dini vakıf ve cemaatlerin elemanlarının görev yapabilmesine olanak tanımaktadır. Şüphesiz ki bu durum dahi öğrenciler açısından açık bir hak ihlali anlamına gelmektedir. Öğrencinin yaş grubuna göre gelişim özelliklerini bilmeyen ve psikolojik durumunu yorumlamakta hiçbir alan bilgisi olmayan kişilere teslim edilmesi bunun en açık ifadesidir. Üstelik, “rehberlik ve araştırma merkezlerinde” öğretmenler dışında görev yapacak diğer personelin görev tanımına yer verilmemiş ve böylelikle de keyfi yönetimin önü açılmış, ortaya çıkabilecek sorunların daha ağır sonuçlar yaratması kaçınılmaz kılınmıştır.
Rehber öğretmenlere yüklenen görevlerden özellikle danışmanlık tedbirleri ve aile rehberliği alanlarında rehber öğretmenlerin güvenlik tedbirleri alınmadan bir takım çalışmalara zorlanmalarının önü açılmıştır ve rehber öğretmenler tehditlerle karşı karşıya getirilmiştir.
“Rehberlik ve Psikolojik Danışma” öğretmenlerine, görevleriyle ilgili olmayan konularla ilgili ve çalışma saatleri dışında görev verilmesinin önü açılmış, “eğitim öğretim kurumlarında, rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde görevli psikolojik danışmanlara yönetim, büro işlerinde ders, nöbet, sınav gibi alanlarıyla ilişkisiz konularda görev verilemez” hükmü kaldırılmıştır. Bu durum eğitimde genellik, eşitlik, süreklilik ilkesiyle çelişmekte; psikolojik danışmanlık mesleğinin içerik ve doğasına aykırı bir şekilde kontrol ve denetimi içermektedir. Ayrıca yönetmelikte çalışma karşılığının ücretlendirilmesine dair bir kurala yer verilmeyerek de angarya yasağına aykırı hükümler getirilmektedir. Dolayısıyla yönetmelik ile kazanılmış haklara saygı ilkesi de yok sayılmaktadır.
Her ne kadar yönetmelik sosyal medyada “nöbet görevi” tartışmaları üzerinden değerlendirilse de getirilen düzenlemeler yakından incelendiğinde ve resmin bütününe bakıldığında durumun vahametinin daha derin olduğu görülecektir.
Turabi AĞLAMAZ
Şube Örgütlenme ve TİS Sekreteri


